Korkma

Sıfır bir on dokuz hatta şimdi sıfır bir yirmi diye içimden okudum saati. Ben yazana kadar bir dakika geçip gitti, tik taklar hiç durmuyor ki. Tik tak tik tak zaman yer değiştirdi.  Uyumam lazım ki , sabah erkenden uyanıp pratiğimi … Okumaya devam et

Nerdesin?

yine yeniden şehirlerarası bir otobüsteyim. koridor tarafı 27 numaralı koltukta elimde telefon ve notlar kısmına yazıyorum saat on dokuz otuz itibariyle. kulağıma Elif Çağlar fısıldıyor inceden inceye. bana, an’ıma, yolculuğuma, ruhuma, duygularıma tercümanlık ediyor sabahın ilk saatlerinden beri. yaşanılanlara sesiyle … Okumaya devam et

Bir Eylül Akşamı

stüdyodayım. saat sekizi kırk bir geçiyor an itibariyle. saatin kaç olacağı kimin umrunda bu yazı sona erdiğinde ? Zaman işte… izafi , hayali , kimi zaman mucizevi kimi zaman da göreli. ‘bir an’ toplam kaç zamana eşit ki?

dersten çıktım. keyifliydi her zamanki gibi. ne dersi mi? yoga dersi 🙂 gerçi ders demek de pek içime sinmedi şimdi. düzeltiyorum yoga pratiği. ben buralara uğramayalı çoooook şeyler değişti. zaman değişti, mevsim değişti , işim değişti , kimler geldi kimler geçti . hisler peki ? şu sıralar gel-git’li . haberiniz yok değil mi? hayat bir anda değişince , içim içime sığmayınca bir türlü akıp gelmedi cümleler, bir türlü oturamadım masanın başına, bir türlü dökülmedi , dökülemedi. olmayınca olmuyor zorlamamak gerekiyor. şimdi’ymiş vakti.

sonbaharın benim mevsimim olduğunu daha önce yazmış mıydım hatırlamıyorum onun için yazdıysam da yine yazıyorum. sonbahar çocuğu olduğum içindir belki de çok severim hazan’lı günleri…

beş ay geçmiş en son yazımın üzerinden. beş ayda neler olur , neler değişir , neler evrilir, neler dönüşür , kaç bebek doğar , kaç insan hayata gözlerine yumar , kaç insan işinden istifa eder ve bambaşka bir hayata yelken açar , kaç insan dünyayı dolaşmaya çıkar , bir insan bu beş ayda kaç kilometre koşar , kaç saat yoga pratiği yapar , kaç insanla tanışır ve ayrılır …. peki ne kadar çok hayal kırıklığına uğrar ya da ne kadar çok güven sarsıntısı yaşar? güvendiğiniz dağlara kaç kere kar yağar ? sel basar? bilmem siz söyleyin….

affetmek

dışarıda rüzgar stüdyoda pratik var. sizlere anlatacağım daha çok şeyler var. sadece belki biraz daha zamana ihtiyacım var. içimdekilerin tamamen dökülebilmesi için. sessizlik gibi görünen bu beş ay, hiç de sessiz geçmedi aslında. çok öğreticiydi. öğrendim. ve öğrenmenin sonu yok ki. her gün her şey sıfır kilometre ve yepyeni. hala şaşırabiliyorum , hala insanlar beni hayrete düşürebiliyor , hala insanlara ve kendime gülebiliyorum , hala iyi niyet’in günün sonunda , eninde sonunda kazanacağına dair içimde bitmek tükenmek bilmeyen safça bir inanç var.

haaaa bazen kolum kanadım kırılmıyor mu ? kırılıyor tabii ki , hala küskünlüklerim var, hala incinebiliyorum, hala salya sümük ağlayabiliyorum, hala kimi zaman kendini ifade etmekten çekinen bir tarafım var , hala umutlarım , ümitlerim ve hayallerim var. hala garip bi inadım var, hala yumuşak karnım olanlar var , hala sigarayı özlüyorum ama içmiyorum 🙂 ( biliyorum bu cümlem çok alakasız oldu)

ben yazmayalı hemen hemen her gün http://kiyilarmutedil.blogspot.com.tr/ Mithad Selim’i okuyorum. bugünkü yazısını henüz okumadım onu da itiraf ediyorum 🙂

velhasıl kelam , kedi anası oldum ve kedim LolaKız evde beni bekler.

yazımın sonuna gelirken diyeceğim şudur ki;

ne olursa olsun hayatınızda, su akar yolunu bulur esasında. ve iyilik kazanacak illa ve illa…

Umutla

Aşk’la

Bozuk Pusulalar

 

 

 

 

 

 

 

bilumum kafalar

yazı yazmak için oturdum yine bilgisayarımın başına. hiç de öyle bir niyetim yoktu esasında. zaten dün yine başlayan, bugün de tüm gün süren  yoga öğrenme ve öğretme sanatı eğitimimde yeterince dolu dolu olmuştum, her modülde olduğu gibi yine ceplerime taşlarımı … Okumaya devam et

güzel adam’a…

seni henüz tanımadan ve uzaktan seviyorum. yaklaşmadan, anlatmadan belki de hiç anlaşılmadan. ben seni beklentisiz seviyorum lakin gelmeni bekliyorum.biraz tezatlığı içinde  barındırsa da. hiç bir şey ummadan, her hangi bir talepte bulunmadan, hatta belki hayal dahi kurmadan. çünkü öğrendim, çünkü … Okumaya devam et

bu ara

tam yazmaya niyetlenmişken yeniden batmaya yüz tutmuş canım bahar güneşiyle beraber, bir sürü şey girdi araya ve bir türlü başlayamadım yazmaya aslında. güneş battı şu an itibarıyla. hafif bir pembelik bıraktı semada ve yerini devretti ay’a. az önce Sibel boynunda … Okumaya devam et

Kutlama

koskoca bir yolun, hatta belki de sayfalar dolusu bir hikayenin sonuna geleli yaklaşık iki ay gibi bir süre olmuş. zaman her zamanki gibi su misali akmış, geçmiş. her zamanki gibi sormadan, olağanca hızıyla ve ele avuca sığdırılamazlığıyla… bugün, tam da … Okumaya devam et